2 Ekim 2014 Perşembe

Erikli Bruschetta

Bedeni bir tuval gibiydi sanki…Yaşadığı her olay ayrı bir darbe atıyordu vücuduna. Tatlı zamanlarda gözlerine vuran yumuşacık bir pembe, hoyrat zamanlarda midesine saplanan ağrı kadar siyahtı bu darbeler.
Resmin tamamlanmasını aslında hiç istemiyordu elbette. Hayat gerçekti. Tüm renklerini ve izlerini bedeninde taşımayı kabullenmişti. Sağına soluna bakıyordu, şükrediyordu… Herkesin resmi farklı çizilmişti çünkü.

Şimdi aşağıdaki resme bakın ve söyleyin…
Bir ekmek dilimi üzerine koysak şöyle sulu şekerli bir meyve damağınızda hangi renk darbe bırakır?
Deneyin ve söyleyin. Bordonun en tatlı tonu değil mi sahi?

Mürdüm eriği mevsimi, pişerken bıraktığı suyun rengine inanamıyor, her seferinde yeniden aşık oluyorum. 


Bu dönem pazarlarda bolca göreceksiniz. Bir iki haftaya gidecek aramızdan. Müthiş bir meyve. Hem lezzeti hem enerjisi mükemmel, hem de lif bakımından çok zengin.


Blogger olunca ara ara hediye geliyor firmalardan… Koroplast beni yeni adresimde bulup paket göndermiş. Çok teşekkür ederim kendilerine.
Bu tarifimde tepsiye göre hazır kesilmiş pişirme kağıtlarını kullanma fırsatım oldu.



Tarife gelince, çok kolay…
400 gr erik
6 yemek kaşığı
yarım paket vanilya
2 yemek kaşığı kadar tereyağı
4 dilim ekmek (ben evde yaptığım tam buğday ekmekle denedim)
dekoru için pudra şekeri

Fırını 180 dereceye ayarlayın.
Erikleri güzelce yıkayın, ikiye bölün, çekirdeklerini alın.
Şekerden iki kaşık ayırın, gerisini eriklerin üzerine dökün. Vanilyayı da ekleyin, karıştırın.
Fırın kağıdını ben kenarlardan buruşturarak bir tabak yaptım, atın erikleri içine, doğru fırına.
15 dakika sonra tepsiyi çıkarın.
Kenarlara üzerlerine tereyağını sürdüğünüz ekmekleri geri kalan 2 kaşık şekeride serperek yeniden fırınlayın.
Ekmekler çıtır çıtır olacaklar 10 dakika sonra, eriklerde iyice suyunu salıp pişecek.
Şu görüntüye bakar mısınız lütfen?



Sonra servis tabağına aldığınız dilimlerin üzerine erikleri alın bir kaşık yardımıyla. 
Ilınınca üzerine pudra şekeri serpin.
Kahvenin yanına enfes bir tatlı.
Kim demiş bruschetta tuzlu olur diye?


Bu arada Urla'da bir yılımız doldu bile. Soruyorlar bazen özlüyor musun İstanbul'u diye? Cevabım şu oluyor: İstanbul tüm keşmekeşiyle hep orada ve biz burda gerçek huzurun tadını çıkarıyoruz...










20 Eylül 2014 Cumartesi

Fougasse

Eski Roma'da yapıldığı dönemlerden bu yana düz ekmek şeklinde fırınlanan, zaman ilerledikçe farklı ülke mutfaklarında farklı malzemelerle pişirilen bu kır ekmeği; zeytin, peynir, ançüez, kuru domates gibi yöresel tatlarında eklenmesiyle sanki domates sosu olmayan pizzanın ilk formu gibidir. 
İtalyan mutfağında Focaccia, İspanyol mutfağında Hogaza, Balkanlarda Pogaça, Macaristan'da Pogaçsa diye adlandırılan bu ekmek özellikle yaş maya kullanılarak piişirildiğinden hakikaten pizzayı çağrıştırır.
Yapması eğlenceli, yemesi keyifli bu ekmeği ilk fırsatta denemenizi öneriyorum.

Malzeme listesi
1 adet orta boy kırmızı soğan
1 yemek kaşığı zeytinyağı
100 gr. dilediğiniz çeşit bir peynir
biberiye dalları
kalın deniz tuzu







Hamuru için: 
500 gram sert buğday unu
15 gram yaş maya
2 tatlı kaşığı tuz
1 tatlı kaşığı şeker
2 yemek kaşığı zeytinyağı
300 ml. sıcağa yakın su

Yapılışı:
Un, maya, tuz ve şeker bir kapta iyice karıştırın. Ortasına havuz açın ve suyu oraya doldurun. Bir tahta kaşık yardımıyla suyu una yedirin, elinizi hafif hafif unlayarak hamur elastik bir kıvam alana dek yoğurun. Üzerini nemli bir havluyla örtün ve 1 saat oda sıcaklığında dinlendirin.
Bu arada soğanı piyazlık doğrayın ve zeytinyağında solana dek kavurun. Ama çokda pişirmeyin.
Fırınınızı 200 deredeye ayarlayın.

Hamur kabarınca, soğumuş soğanı ve göz kararı biberiye dallarını hamura ekleyin ve yeniden yoğurun. Biberiyeyi eklemeden önce kesme tahtasında bıçakla hafifçe parçalayarak aromasını çıkarmayı unutmayın. 

Hamuru unlu tezgaha alın ve ortadan iki parçaya bölün. Her bir parçayı merdane yardımıyla veya elinizle bir dikdörtgen açın, sonra verevine fırın tepsisine alın, elinizle hamuru hafif uzatmaktan çekinmeyin ve ortalarına doğru 8 ufak bıçak darbesiyle çizikler atın ve parmağınızla büyütün. Hamur bir yaprağa benzeyecektir.




Sonra dilediğiniz bir peyniri küp küp kesip hamurun muhtelif yerlerine gömün. Ben Antep seyahatinde aldığımız ve yöresel  Antep peynirinden kullandım. Çok yakıştı.

Son olarak en üste biraz un, iri tuz taneler, ve biraz daha biberiye dalı serperek fırınlayın. Yaklaşık 30 dakika sonra üzeri altın rengi olana dek pişirin.







Brunch, kahvaltı, akşam yemeği öncesi peynir tabağıyla aperatif olarak, ister çayla ister şarapla keyifle yiyebileceğiniz bu ekmeğin pişerken mutfağınıza yaydığı kokulara inanamayacaksınız.



15 Eylül 2014 Pazartesi

Çilekli dondurma

Bir yaz daha geride kalırken size belki de geciken bir tarif veriyorum.
Bizim evde yaz kış tüketildiği için, dondurma hakkında ne zaman yazsam doğru olur ama belki önümüzdeki seneye hazırlayabilirim sizleri.
Uzun süredir arayışında olduğumuz dondurma makinasını bulduğumuzdan bu yana sürekli tarifler geliştirdiğimiz eşim ve ben durumdan hayli memnunuz. Bir dondurma sevdalısı olan kızım da pek mutlu haliyle. Ev yapımı dondurma yemenin ve yedirebilmenin güzelliği ise cabası.
Alet biraz pahalı belki ama siz de bizim gibi çokça tüketiyorsanız, ev ortamında taze meyvelerle yapabileceğiniz bu dondurmaların bizim gibi müptelası olabilirsiniz. 
E tarifi de erkenden veriyorum. Bütçelerinizi ayarlayın önümüzdeki çilek mevsiminde bu tarifi kendi evinizde uygulayın derim. Katkısız, mis gibi dondurmalarınız olsun buzdolabınızda.



ÇİLEKLİ DONDURMA

Malzemeler:
230 gram ayıklanmış yıkanmış taze çilek
130 gr. süt
120 ml. krema
120 gr. şeker
bir tutam vanilya
Şekeri çilekle güzelce karıştırın. İçine sütü ve kremayı da koyun.
Vanilyayı da ekleyin.
Gelataio'nun yani dondurma makinasının haznesine hepsini boşaltın.
25 dakika içinde dondurmanız hazır olacak...





Güzel bir okula başlangıç dönemi diliyorum çocuklulara, hepinize dondurma tadında sevgiler…


15 Temmuz 2014 Salı

Bergamotlu çay kurabiyesi

İrmik hanım'ın hızlı ve heyecanlı geçecek gibi görünen sonbahar dönemi öncesi kurabiye keşifleri devam ediyor. Yaklaşan Amerika seyahatinin heyecanı da cabası. Yeni dünyaya yolculuğu uzun zamandır planlıyorduk ailece, kısmet yine 2014'eymiş
Ağustos'un da fırtına gibi hareketli ve bereketli geçmesi planlanıyor… 
Urla'nın yazı hayli sıcak, allahtan hafif esinti hiç kesilmiyor. 
Denize ulaşmak kolay, pazarlar cennet gibi…
Kendi bostanımızdan domateslerle kışlık soslarımızı bile hazırladık geçen hafta.

Bir önceki Amerika ziyaretimde, yıl 2005, japon bir arkadaşımdan aldığım bir tarifi ileteceğim bugün size. Kendisi bir türk ile evli. Çay japonlar için çok önemli bir içecek. Hatta seremoniyle sunulan çok özel bir içecek. Sadou denilen bu seramonilerde amaç kişinin doğaya yakınlaşması ve değerlerin farkına varmasıymış. 
Farklı bir çeşit olarak Matcha çayı şu sıralar fransız tatlılarında çokça kullanılıyor. Verdiği yeşil renkte çok yakışıyor tatlılara...



Bergamot aromalı yani early grey diye satılan çayla yapılan bu tarifide deneyin derim...

Gerekli malzemeler:
50 gr. riviera tipi zeytinyağı, yok tatlıda zeytinyağı sevmem derseniz ayçiçek yağı
50 gr. tereyağı
8 yemek kaşığı şeker
2 tatlı kaşığı çay
150 gram un
1 normal boy yumurta

Yağı oda sıcaklığında şekerle bir çırpıcı yardımıyla karışıtırın, sıvı yağı da ekleyin. 
Ayrı bir kasede çayı hafifçe havanla ezin, aromasını çıkarın ve yumurtayla beraber bir güzel karıştırın.
Yağ ile birleştirin.
Üzerine unu eleyin ve bir tahta kaşıkla ikisini harmanlayın.
Hepsi bu!
Ufak topçuklar kopararak, kağıt serili fırın tepsisine dizin. 
180 derece önceden ısıtılmış fırına atın 15 dakika, altları pembeleşinceye kadar pişirin.


Hepinize güzel bir yaz diliyorum!

15 Haziran 2014 Pazar

Lorlu Kurabiye

Eveeeet…
Eğer irmik hanımı instagramdan takip ediyorsanız, bu hafta mutfağında bol bol şeker hamurundan figürler hazırlayıp, pastalar için sofistike sunumlar üzerinde çalışmaya devam ederken, klasikleşmiş ananelerimizin tariflerini de evdekiler için hazırladı ve sizinle paylaşmaya karar verdi. 
O kadar lezzetli bir kurabiyeki bu, hem de öylesine kolay…
İnanın bana hazır paket bisküvilerden veya kurabiyelerden almanıza hiç gerek yok. Almayın da zaten. Benim becerikli tatlıseverlerim kendi tatlısını kendi yapar değil mi?
Kendinize ve sevdiklerinize de yapın bu lokumlardan ve afiyetle yiyin...


LORLU KURABİYE
500 gram un
350 gram şeker
500 gram tatlı lor
125 gram tereyağı
yarım paket kabartma tozu
1 tatlı kaşığı vanilya
2 yumurta

Hepsini dilerseniz mikserde dilerseniz elle bir güzel yoğurun. Hamurdan eşit toplar alın ve avuç içinde yuvarlayarak şekil verin.
Bu tariften yaklaşık 40-45 adet kurabiye çıkıyor.
Yarı ölçüsünü de yapabilirsiniz.
Fırınınızı 180 dereceye ısıtın. 
Fırın kağıdı serili fırın tepsisine kurabiyeleri aralıklarla dizin. Fırının orta seviyesinde yaklaşık 20-25 dakika üzerleri pembeleşinceye kadar pişirin.
Kurabiyeleri fırından çıkınca parmaklarınızı üfleye üfleye ızgara telinin üzerine alın ki pişmeye devam etmesin.
Üzerini iyice soğuyana dek sakın ola kapatmayın, yumuşar gevşer…
Ufak ufak atıştırın, kulaklarım çınlayacak mı bakalım?



3 Haziran 2014 Salı

Zencefilli Limonata

Aman dedik, sıcaklar feci bastırdı dedik birden şiddetli yağmurlar geldi. Tam bu sıcaklar zamanı biraz serinlemek lazım deyip yaptığım bu limonata tarifimi paylaşacağım sizlerle bugün.
Taze zencefil artık kışın olduğu kadar yazında evimize buyur ettiğimiz bir şifa kaynağı.
Limonataya da çok farklı bir dokunuş kattı.
Kızım bile severek içti.
İki kaşık kadar zencefili rendenin ince tarafıyla rendeleyin.
Bir limonun kabuklarını beyazlarını fazla almadan dikine kesin alın ve zencefille beraber ufak bir tencereye alın. Üzerine iki küçük çay bardağı şeker ekleyin. Şeker istemeyenler koymasın, sonra çiçek balıyla tatlandırabilirsiniz.
Bir taşım kaynatın ve soğumaya bırakın.
Soğuyunca bir sürahiye süzün.



Üzerine bir litre soğuk su koyun.
İçine nane koyularak dondurulmuş buz kalıplarından buz koydum ben. Pek şık oluyor...

Afiyetle serinleyin.



Güzel haberlerle dolu mutlu bir yaz diliyorum hepinize...

10 Mayıs 2014 Cumartesi

Baba au Rhum - Romlu Baba

Bir başka kutlama tatlısıyla karşınızdayım sevgili tatlıseverler…
Baba au rhum adında anlaşılacağı üzere ufak mayalı keklere sertçe bir likör ki genellikle rom emdirilerek hazırlanan bir tatlı.
18.yüzyıldan beri biliniyor.
Babalar gününe denk gelseymiş iyiymiş bu tarif ama anneler için oldu bu sanırım.

Yaklaşık 6 baba için:
10 gram mayayı yaklaşık 50 ml ılık sütte çözelim. 10 dakika beklesin bir kenarda.
Bu sırada 90 gr teretağını hafif ateşte eritelim.
165 gr unu eleyelim bir kaba.
2 yumurtanın akıyla sarısını ayıralım.
Akları 10 gr yani yaklaşık 2 çorba kaşığı tozşekerle sertleşinceye kadar çırpalım.
Sarıları yine aynı miktarda şekerle çırparak beyazlaştıralım.
Sonra bu iki yumurtalı karışımı birbirine ekleyin.
Sonra sırasıyla ılımış tereyağını, unu ve mayayı ekleyin. Hafif hafif karıştırın. Hamur bütünleşince bir kapta 45 dakika kadar mayalanmasını bekleyin.






Bu arada şurubunu yapın.
200 gr şekere 400 ml su ekleyin. Varsa bir vanilya çubuğunun tanelerini ekleyin, yoksa biraz vanilya aroması damlatın. Kaynamaya başladıktan sonra bir 10 dakika daha kaynatın, şerbet halini alsın, şurup biraz daha koyulsun.  Tam bu noktada bir kaşık rom ekleyin. Bol romlu isterseniz bu miktarı artırabilirsiniz. Alkol istemiyorsanız şerbeti vanilyadan başka limon&portakal kabukları ile aromalandırabilirsiniz. Babaları içine atmadan önce süzgeçten geçirmeniz gerekecek bu durumda. Soğumaya bırakın. 

Benim babaya özel münferit kalıplarım var ama sizde fırına gçrecek herhangi bir yuvarlak kalıpta yapabilirsiniz. Kalıpları güzelce yağlayın ve unlayın.

Hamuru kalıplara krema poşeti veya bir kaşık yardımıyla eşit olarak paylaştırın. Kalıplarda bir 10 dakika daha bekletin.
Fırını 200 dereceye ayarlayın.
Bu sırada 100 ml buz gibi soğuk kremayı 1 kaşık şekerle kabarana kadar çırpın. Toz vanilin ekleyin çeyrek çay kaşığı kadar. Soğuk kalması için buzdolabına atın.

Babaları önce 200 derecede 5 dakika sonra 180 dereceye indirdiğimiz fırında bir 15 dakika daha pişirin ve üzeri kehribar rengi olunca fırından çıkarın.

Soğumalarını beklemeden ılık şerbete daldırın ve bir kevgirle arkalı önlü çevirerek emdirin.

Üzerlerine krema sıkın ve dilediğiniz gibi süsleyin. 
İşte başka bir fransız klasiği…Gerçi sonra sonra italyanlarda sahiplenmiş.


Gelelim mesajıma:
Empati yapmaktan çatladığım günlerden biri yarın ki anneler günü.
Dileğim değişmeyecek bu yılda.
Geçtiğimiz bir on gün boyunca her dakika radyo ve televizyonlarda yapılan reklamlar dolayısıyla hatırlatılan annelerden ahirete göçenler, toprağınız bol olsun, allah evlatlarınıza sabır versin. 
Annelerini tanımadan kaybetmiş veya küçük yaşta annesiz kalmış tüm çocuklara, yakın çevreleri daha da sarılsın lütfen…En zor durumda olanlar onlar çünkü...
Anne olmak için can atanlar da tez elden sağlıklı bir bebek alsın kucağına…ya da bebekler...
Şiddet mağduru anneler, huzurevlerindeki morçatılardaki hapishanelerdeki anneler, hepiniz özelsiniz. 

Anneler güzel, anneler özel…annelik en güzel!



6 Mayıs 2014 Salı

Ev Poğaçası - Antep Gezisi

Fırat'ın sesini dinlemeye kısa bir tatil için gittik geçtiğimiz haftasonu Antep'e. Adı Aynıtab yani su şehrinden geliyor. Altından gürül gürül suların geçtiği, toprağından bereket fışkıran bir memleket. Öyle k dünya fıstık rezervi buradan karşılanıyor. Heryer fıstık ağacı. Üzerleri kırmızı kırmızı fıstık dolu. Türlü çeşidi var. Haliyle baklavanın anayurdu. Yediğimiz hiçbir tatlı midemizi yakmıyor çünkü içinde glukoz vs yok. 













Hanlar cenneti. Zincirli han, Gümrük han, Almacı han en sevdiklerim oldu. Bey mahallesinin otantik havası, oyuncak müzesi, Cam eserler müzesi, mutfak müzesi ve ve ve Zeugma beni adeta büyüledi.
Çocukla gitmek içinde güzel bir şehir Antep. Hayvanat bahçesi yeter.
İnsanları da cana yakın, yardımcı olmak için ellerinden geleni yapıyorlar, güleryüzlü ve neşeliler.
Avrupa standartlarında yapılmış olan bu müzeyi ziyaret etme şansını umarım hepiniz birgün bulursunuz. Muhteşem Mars heykeli ve gizemli bakışlarıyla çingene kız mozaiğiyle tanışırsınız.





Yakın mesafede, yaklaşık bir buçuk saatte Fırat'la kavuştuğumuz Halfeti'de gidilesi noktalardan biri. Rumkale'nin tarihi etkileyici.


Tarihi İpekyolu'nun geçtiği, Evliya Çelebi'nin bile iki kere uğradığı Antep'te bunları almadan dönmeyin derim.
  • Yemenici Hayri Usta'dan bir çift yemeni - ayağa giyilen geleneksel çarıklar
  • Kutnu kumaşından fular
  • Bakır 
  • Acı pul biber, zahter, fıstık, nar ekşisi (hepsi almacı han'da)
bunları yemeden de dönmeyin:
  • Zeki İnal'da allah ne verdiyse; şöbiyet favorimdi.
  • Güllüoğlu'nda kadayıf sarma
  • Gümrük han'da çift renkli dibek kahvesi
  • Tahmis kahvesi'nde menengiç /sütle pişirilen bir çeşit kahve (mekan büyüleyici hatta şaşırtıcı)

  • İmam Çağdaş'ta Ali Nazik (lokanta fazla kalabalıktı, fabrikaya benzettim)
  • Hayri Usta'da kebap (kebaptan önce gelen gazpacho kılıklı nar ekşili salataya gönül verdim)
  • Üçler'de lahmacun
  • Metanet lokantasında Beyran (için-ayılın tadında)
  • Katmer nerde yense güzel... 

Haliyle bu gezi sonrası detoks bana şart oldu ama yine de pişirmeye olan aşkımla bugün kolları sıvadım yeniden. Tuzlu bir tarif veriyorum bugün. Haftasonu tatlıyı biraz abarttım galiba tuzludan gidiyorum.

Bu tarif biricik kuzenimden.
Ne zaman yapsam enfes oluyor. Ben kıymalı,hafif acılı ve kekikli yaptım. Sizde ne dilerseniz koyabilirsiniz. 
Benden kolay tarif isteyen, yeni evli dostlarım bu tarif size gelsin. Yapabilirsiniz size güveniyorum.

POĞAÇA italyanların Foccacia'sından geliyormuş. 

Gerekli malzemeler
1 su bardağı yoğurt
1 su bardağı sıvıyağ
125 gr. tereyağı
2 yumurta(birinin sarısını ayırın)
1 tatlı kaşığı tuz
1 paket kabartma tozu
alabildiği kadar un (en sevdiğim miktar belirteci)

Tüm malzemeleri yumuşacık bir hamur oluncaya kadar yoğuralım. Hamurun gerçekten yumuşak olmasını istiyoruz.

El ayası kadar toplar koparıp, parmaklarımızla yuvarlak açalım.



İç malzeme olarak ufak bir soğanı ince ince doğradım, az yağda hafifçe soldurdum ve 125 gr kadar kıyma ekledim. Çok kavurmadım. Hafif sulu ateşi kapattım. Tuz, kekik, pul biber, karabiber ekledim. Soğuttum.






Elimde açtığım hamura 1 tatlı kaşığı kadar iç malzeme koyup d şeklinde kapattım, kenarları parmaklarımla mühürledim ve fırın tepsisine yatırdım. Üzerine ayırdığım yumurta sarısını sürdüm ve çörek otu serptim.

Önceden ısıtılmış 180 derece fırında 20 dakika yeter.










16 Nisan 2014 Çarşamba

Homemade Cinnamon Roll - Ev Yapımı Tarçınlı Rulo

Tenine dokunmak mayalı hamura dokunmak gibiydi, ipeksi…
Uzakta geçmez zaman, ellerim nasıl da özler, ne de güzel demişler; burnumda tüter diyordu genç adam.
Hasret yakındı.
Kimyası tutmuş iki insan, yaşam koşturması için ayrılma kdurumundaydı.
Halbuki ikisi de hazır değildi bu ayrılığa, değil ayrılığa, düşüncesine bile.
Tam tersi sarılmak istiyorlardı birbirlerine daha sıkı.

Nice ayrı yaşamak zorunda kalan aşıklar için olsun bu tarif.
Hamuru mayalı, tarçın ve şeker de birbirine sarılı...




Mayalı hamurun kıvamı da kokusu da beni büyüler. Sonuç ne olursa olsun bence başarıdır. 
Mayalı hamur bir başkadır, hadi yazıyorum; candır…


Amerikalıların meşhur kahvaltı tatlılarından olan bu tarifi hazırlamak kolay, pişmesini izlemek eğlenceli…
Değişik bir kahvaltılık yapın bu haftasonu ve bu tarifi deneyin derim…
Hamuru iki kez dinlendiriyoruz. Buna dikkat.
Malzemeler her evde bulunan tipte, kuru maya gerek sadece ekstradan.
Gerekli malzeme listesi:
1 paket kuru maya
110ml ılık su
350 ml süt- ısıtılmış ılıtılmış
1 tatlı kaşığı tuz
4 çırpılmış yumurta
600 gram un
4 çorba kaşığı şeker
1 su bardağından az eksik eritilmiş tereyağı


Mayayı ılık su ve süt karışımında eritin.
Sonra tüm malzemeleri miksere atın ve yavaş hızda 4 dakika kadar çırpın
Yumurtaları en son ekleyin.
Hamuru önce 15 dakika üstünü tülbentle kapatarak bekletin sonra bir 4 dakika daha çırpın ve 1 saat daha oda sıcaklığında dinlendirin.

Unlu tezgahta oklava ile bir dikdörtgen gibi açın.
İç malzemesi:
4 yemek kaşığı kadar tereyağı
2 yemek kaşığı tarçın
1 su bardağı şeker
Aşağıdaki gibi gelişigüzel yayın şekeri, yağı ve tarçını.
Tarçını bence daha bol koyun, ben tariftekini az buldum.



Güzelce rulo yapın.
Bir mutfak makası yardımıyla kenarlarından kesin. Değişik bir sunum için.


Minik ellerden yardım isteyin. Benimkinin elleri büyük adam eli gibi çıkmış bu fotoda, amma da hızlı büyüyorlar… Bir yumurtayı hafifçe çırpıp üzerine sürün hamurun.


180 derecede 35 dakikada pişirin.
Bu listeden bu tipte iki rulo çıkıyor. Yarısını yaptım ben.
Üzerini parlatmak içinde biraz pudra şekerini çok az sütle sulandırdım.
Son iki anahtar kelime:
BAL ve TEREYAĞI
diyorum ve afiyet olsun diliyorum şimdiden. 



9 Nisan 2014 Çarşamba

Linzer Torte

Bahar geldi hoş geldi, beraberinde en azından umut getirdi. İrmik hanım'ın hiç yazası gelmedi son dönemde, ama yine de hayat devam etmekteydi. 
Hem de yepyeni umutlar heyecanlarla. Sizlerin orda olduğunu bilmek güzel. Beni beklediğinizi, tariflerimin yolunu gözlediğinizin hayali güzel. 
Bakın geçenlerde instagramda gördüğüm ve hayran kaldığım estetik harikası buzları evde kendim denedim. Çok romantikler değil mi? Nane yapraklarını veya bulabildiğiniz minik çiçekleri buz kalıbına koyun ve suyla doldurun. Tüm güzellikleri dondurun. Bir süreliğine de olsa…
Ben başka bir güzellik yaptım bugün, bu güzel tatlıyı eski bir dostumla paylaştım. Hani şu sigarasından rica etmeden yakabildiğiniz, tarihinizi bilen, içinizi rahatça dökebildiğiniz türden dostluklardan...



Linzer Torte'yi anlatayım biraz size. 
Tarihte bilinen en eski tatlıdır kendisi. Tevellütü 1653'lere dayanan bu tatlı en çok yeniyıl zamanında Avusturya, İsviçre, Macaristan ve Almanya'da yapılır. İçi orjinalde frenk üzümü reçeli veya erik püresi ile doldurulur ama ince bir kat kayısı veya frambuaz reçeli ile de yapılır. Mayhoş sevenler frambuaz tatlı tatlı sevenler kayısı ile denesin bu tarifi.

Gerekli malzemeler şöyle:
70 gram yumuşak tereyağı
1 limon
175 gram un
75 gram badem unu
50 gram pudra şekeri
1 yumurta
1 çay kaşığı tepeleme tarçın
1 tutam tuz
Tüm bu malzemeler tart hamuru için.

İç malzeme olarak kaliteli bir frambuaz reçeli yaklaşık 125 gram




Bir limonun kabukları incecik soyulur ve suda yaklaşık 10 dakika haşlanır. Limonlar bu şekilde ağartılmış ve acısı alınmış olur. Çıkan suyun sarısına aşık oldum ben ki sarıdan pek haz etmem...
Tüm kuru malzemeler yağ ile iyice harmanlanır, limon kabukları süzülür, incecik doğranır ve ilave edilir, en son yumurta eklenir ve hamur haline getirilir.



Hamur streç filme sarılır ve en az 2 saat buzdolabında dinlendirilir.


Unlu tezgahta açılan hamur, hafifçe yağlanan tart kalıbına yayılır. Fırın 200 dereceye ayarlanır.


Hamurun içi reçelle doldurulur.




Klasik olarak bu turtanın üzeri şerit kesilmiş hamur ile kaplanır.
Ama biz ne yapıyoruz, daha moden olsun diyoruz ve dilediğiniz bir kurabiye kalıbıyla keseceğiniz kalan hamuru reçelin üzerine istediğiniz şekilde diziyoruz. 




200 derecede 30 dakika pişiriyoruz.