2010 yılında kurduğum bu blogda İrmik Hanım Patisserie' nin doğuş öyküsünü sizlerle paylaştım.
Bu tatlı yolculukta sizler önce yazılarımı ve tariflerimi okuyarak bana eşlik ettiniz.
Sonrasında pastanenin kurulum süreci, ürünlerin oluşturulması, hizmete geçiş ve sizlere sunma aşamalarında ara verdim belki yazılara ama beni hep izlediniz. Geldiniz ziyaret ettiniz, arkadaşlarınıza eşinize dostunuza tavsiye ettiniz ve bir çığ gibi büyüdü İrmik Hanım severler sayenizde. Sizlere müteşekkirim. Yavaş ama emin adımlarla ilerlediğim bu meşakkatli serüvende çok şey öğrendim ve hala öğrenmeye devam ediyorum.
Elbette bu 12 yıl içerisinde mutluluklarım kadar üzüldüklerim de oldu. Hayal kırıklıklarım oldu ama ben olumsuz ne yaşadıysam ders almaya, hatalarım olduysa tekrarlamamaya gayret ettim; bana karşı hatası olanları da affetmemeyi başardım. Hayır demeyi öğrendim mesela.
İrmik Hanım Patisserie'yi kurduğumuz coğrafya belki de Türkiye’nin en güzel yerlerinden biri. Oysa ki Urla’da Sanat sokağı diye bir sokakta pastane açacağımı öğrenen annemin bazı arkadaşları ^aman, kızın intihar ediyor, yapmasın orası çok sapa bir sokak^ diyerek hep beni İzmir merkeze yönlendirmeye çalışmıştı; ama ben hep evime yakın bir işletme kurma hayalinde olduğum için ve sanat sokağındaki bu cici dükkana ilk görüşte aşık olduğum için o noktada var olmaya karar vermiştim. Tabi o zamanlar sokağımızda daha fazla sanat vardı, sağımız solumuz seramik atölyesi, takı tasarım atölyesi, ahşap boyama atölyesi ile çevriliydi. 29 Ekimlerde dans platformları kuruldu, tango yapardı insanlar, hatta sokakta bile dans edilirdi milli bayramlarda. O zaman sokaktan araba geçiyordu.
Dondurmayı önceleri elde kaynatıyordum
Ve tatlılar ve dondurmalar! Tam 12 yıldır en iyi bildiğim işi yapmaya devam ediyorum, sizlere farklı lezzetler yedirmek, mevsiminde meyvelerle hazırlanmış tazecik tatlılar ve dondurma çeşitleri sunmak ve bunun idamesi için tek yapmam gereken şey vardı, çalışmak…Sayenizde karşılığını aldığımı da düşünüyorum. Marka yaratmak hiç kolay değilmiş. Bugün Urla‘ya gelen turistler sanal akıla nerede tatlı yiyelimi sorduklarında İrmik Hanım patisserie yi görüyorlarsa bununla onur duyarım doğrusu. Hatta geçen şöyle bir anekdot anlattı misafirimiz; iskelede kalıyorlarmış canımız tatlı istiyor nereye gidelim diye sormuşlar sanal akıla, onlara bizi tavsiye etmiş. Misafir demiş ki yok yok biz Urla merkezde değil iskelede bir yerde yakın bir yerde bir şeyler yemek istiyoruz diye tekrar sorunca sanal akıl o zaman şu şu adreslere gidebilirsiniz ama ben sizin yerinizde olsam eğer arabanız varsa 15 dakika yol gider o tatlıyı İrmik Hanım Patisserie de yerim demiş… Ben daha ne isteyim?!
Paylaşmayı hep sevdim...
Bu blogtaki 120’ye yakın tarifin her biri uygulanabilir ve günümüzde de hâlâ keyifle yapılabilir tatlılar şimdi artık İrmik hanım Patiseri’nin tüm bu hikayesini tatlı bir kitapta biraraya getirmek üzere hazırlıklarımı yapmaya başlıyorum kısmetse.
Bu kitaptan gastronomi öğrenciside faydalanabilsin diyorum evde çocuğuna tatlı hazırlamak isteyen anne de.
Keyifle okunabilecek bir başucu kitabı olmasını istiyorum. Çok farklı bir heyecan içimdeki.
Artık zamanıdır.




