4 Ekim 2011 Salı

Cannelés de Bordeaux

(okunuşu: kanale de Bordo)

Merhaba tatlıseverler,
Yeni evine ve yeni mutfağına adaptasyon dönemini tamamlamış olan irmik hanım bir başka fransız pasta klasiği olan Cannelés de Bordeaux'yu takdim ediyor sizlere...
Adındanda anlaşılacağı üzere bu içi yumuşacık, dışı kıtır lezzet topları Fransa'nın Bordeaux bölgesinin geleneksel tatlarından. Hamurunu bir gün önceden hazırlayıp vanilya ve romun iyice tadına işlemesi için buzdolabında bekletmeniz gerekiyor. Ertesi günde sadece kalıplara döküp pişirmek kalıyor sizlere. 
Romsuzda lezzeti pek yerinde. Ama illa Fransa'daki lezzet olsun derseniz eklemenizi şiddetle öneriyorum. 

Gerekli malzemeler:
12 adet Cannelés için;
Yarım kilo süt
1 adet vanilya çubuğu veya yarım paket vanilya
150 gr. un
1 çay kaşığı tuz
180 gr. şeker
2 yumurta + 1 yumurtanın sarısı
2 kapak rom
Kalıplar için 1 çorba kaşığı kadar tereyağı

Yapılışı:
Yarım kilo sütü, şekerin yarısı ve vanilya ile kaynatın, soğuk su dolu lavaboda soğutun bir kenara alın. 
Yumurtaları şekerin diğer yarısı ile beyazlaşıncaya kadar mikserde çırpın.
Sütten biraz karıştırın sonra tümünü yumurtalara ekleyin çırpıcıyla iyice karışıtırın ve üzerine unu eleyin. Karışıma yedirin, un topağı görünmeyene kadar.Karışımn üzerini streç filmle kaplayın. 
Buzdolabında 24 saat bekletin.

karışım sıvı kıvamda olacak

erimiş tereyağ ile kalıpları yağlayın.

Bu şeker kalıpları the woo, tantitoni mağazalarında bulabilirsiniz.http://shop.tantitoni.com.tr/Anasayfa.aspx
http://www.thewoo.com.tr/

Ertesi gün dolaptan çıkardığımız karışımı kalıplara dökün.
200 derece önceden ısıtılmış fırına atın. 

30 dakika sonra fırından çıkarın. Üstteki gibi olacaklar. Üzerlerine spatula ile biraz bastırıp tekrar fırına verin. 20 dakika kadar sonra Cannelés'lerimiz pişmiş olacaktır.

İçi yumuşacık, sanki muhallebili gibi. Mis gibi vanilya kokulu. Dışları daha sert formda.

Afiyet olsun.

30 Eylül 2011 Cuma

Erikli basit tart



Şimdi mürdüm eriği mevsimi. Manavda cins cins erikler sıralı. Tatlı yapmak için lütfen en sulu ve kokulu olanı tercih edin. Tabi dün arkadaşım İrem'in annesinin elinden tattığım enfes tartta beni iyice ateşledi ve acaba hangi erikli tarifi yapsam diye araştırırken Alice Medrich imdadıma yetişti ve tam denemek isteyeceğim türden bir tarifle beni başbaşa bıraktı. İlham verici malzemelerle, gerçek lezzeti yakalayan hem de son derece basit uygulamaları olan tarfiler veriyor Pure Dessert adlı kitabında. Her tarifinin fotoğrafı yok belki ama tarifleri okuyunca dahi insanın hemen pişiresi ve yiyesi geliyor...Kızına adamış kitabını. Lucy'e... Çok hoş. Belki ben de birgün kızıma adayacağım bir kitap yazabilirim. Ne de güzel olur...Kızım Defne'ye diye başlar kitap...

Defne'den onun tabiriyle akribilik boya ile bir çalışma. Şu sıralar favori karakteri Rapunzel konulu...

Bu tart bir yaz sonu hazinesi. Kenarları kıtır, içi sakız gibi. Fırındayken hamuru eriklerin arasından kabarıyor ve çıtır bir yüzey oluşturuyor. Pişen eriklerin suyuda tarta kendiliğinden jöle oluyor, altında hamuru hafifçe ıslatıyor.

Yapılışı:
Fırınınızı 180 dereceye ayarlayın. 

Gerekli malzemeler:
200 gram kadar erik
250 gram un
200 gram şeker
yarım tatlı kaşığı kabartma tozu
1 çay kaşığı tuz
1 büyük boy yumurta/hafifçe çırpılmış
3 yemek kaşığı tereyağı/çok sert olmasın

24 cm çapında tart kalıbı. Kelepçeli olabilir.

Hamuru için; un, şeker, kabartma tozu ve tuzu bir kasede karıştırın. Yumurta ve tereyağını ekleyip elinizle yoğurun. Hafiften yumuşak kıvamda bir hamur elde edeceksiniz. İçinde un topağı kalmayana dek yoğurun.
Kalıbınızı iyice yağlayın.
Temiz elle hamuru alıp kalıbın kenarlarına doğru yükseltmeden, düz bir taban şeklinde kalıba yayın. Üzerine erikleri ister kabukları altta dilerseniz üstte(benim gibi) dizin, eğer erikleriniz çok iriyse dörde bölün. Çekirdeklerini ve saplarını ayırın.Aralarında biraz mesafe kalmasına dikkat edin, hamura iyice bastırın ki pişerken ters dönmesinler.

pişmeden önce...
piştikten sonra...

Hamur iyice kabarıp kenarları kahveleşinceye dek 50 dakika kadar pişirin. Eğer cam kalıp kullanıyorsanız 10 dakika daha az pişirin. Kalıbınız kelepçeliyse 10 dakika kadar ızgara üzerinde soğutun ve kelepçeleri öyle açın. Ilık yada oda sıcaklığında servis yapın. Kalan parçaları ertesi gün kahvaltıda sütle yiyin...



Üzerine tarçın dökerek denemenizi tavsiye ederim. 



3 Eylül 2011 Cumartesi

Melon au gingembre

okunuşu: melon o jinjambr
anlamı: zencefilli kavun


Herkesin yolunu gözlediği bayram tatilini geride bıraktık. Yollardaki telefleri saymazsak çoğunluk için mutlu bir dinlenme dönemi oldu sanırım. Biz de eve dönüş yolumuzu Fethiye-Urla üzerinden gerçekleştirdik. Fethiye Manisa arasındaki yolun içler acısı hali karşısında kifayetsiz kaldık...
Kırkağaçta durduk, kavunumuzu aldık. Bayılırım bu meyveye ama boğazımda bir tür alerjiye neden olduğu için doyasıya yiyemem bir türlü. Annemde de var bu durum, sanırım genetik bir şanssızlık...
Daha alırken kafamda bu tarifi uygulamak vardı. Balından yenmeyen bu kavunu farlık bir formda tatlı olarak sunma fikri şef Olivier'den gelmişti. Yaz için uygun, yaza veda için harika. Eylül telaş ayı, o kadar ki telaşımızdan çoğu zaman doğanın değişimini izlemeye bile fırsat bulamayız. Bu sonbahar sizi duyularınızı canlı tutmaya davet ediyorum. Tüm baharatlara ve kokulara açın evinizi... Damaklarınızda tarçın tadı kalsın.
Sonrasında gelsin sıcak çorbalar, soket çoraplar. Ve kış...


Zencefilli Kavun




 Gerekli malzemeler:
6 kişi için
Yaklaşık 1 kg. kavun
4 çorba kaşığı bal
2 limonun suyu (yeşil limon tercihim)
1 vanilya çubuğu yoksa 2 çay kaşığı vanilya ekstresi yoksa 2 tatlı kaşığı şekerli vanilin
Yaklaşık 5 cm. uzunluğunda taze zencefil
Taze nane
200 gr kadar frambuaz


Ufak bir tenceye balı, kabukları soyulmuş ve ince rendelenmiş zencefil, limonların suyu ve vanilyayla birlikte çok kısık ateşte eritelim.
Bir kaseye alıp üzerine streş film çekerek buzdolabında en az 1 saat soğutalım.
Kavunu ikiye keselim ve çekirdeklerini çıkaralım. Parisienne kaşığı yardımıyla muntazam toplar oluşturalım. Parisienne kaşığı dondurma kaşığının çok daha ufak olanıdır. Alternatif olarak çay kaşığıyla ufak parşalar koparabilirsiniz.
Dondurma kaselerine önce kavun toplarının üzerine frambuazları dizin ve zencefilli sosla ıslatın. Ben dayanamayıp biraz da böğürtlen ekledim. Mayhoşluğunu pek severim. Bu tatlıyı da iyi dengeledi.
Nane yapraklarıyla süsleyerek servis yapın.
Sorbet ya da dondurmayla yiyerek daha fazla günaha girebilirsiniz.





2 Ağustos 2011 Salı

Tarte sans moule aux prunes et aux peches

Kalıpsız mürdüm erikli ve şeftalili tart
Olamaz mı, olabilir?

Geçtiğimiz hafta içinde nihayet seyretmeyi başarabildiğim ''Aşk tesadüfleri sever'' filmi, pek çok Ankara'lı veya Ankara'da büyümüş insan gibi beni de çok etkiledi. Manhattan bardan, Kuğulu park'a ben de enfes bir nostalji yaşadım. 
Üstelik harika bir aşk hikayesi eşliğinde. Ne enfes bir senaryo, ne enfes müzikler!! Etkilenmemek imkansız. İzlemeyenlere şiddetle öneririm. Bir Bülent Ortaçgil parçası olan Eylül Akşamı filmin en romantik sahnelerinden birinde geçiyor, bence filmde bu şarkıdan esinlenerek yazılmış, çünkü o kadar özdeşleşmiş ki filmle...Şarkının nakaratında da bu cümle geçiyor : Olamaz mı, olabilir?
Bu tarifte de bu cümleye uyan birşeyler var. Kalıp olmadan tart olur mu diye soranlara cevaben. Olabilir...
Tartımızın içeriği mevsimin en lezzetli iki seçeneği: Şeftali ve mürdüm eriği...

Yine yapımı kolay yine bambaşka...

6 kişilik bu tart için gerekli malzemeler:
Hamuru için:
270 gr.un
3 yemek kaşığı toz şeker
1 tutam tuz
150 gr. ufak parçalara bölünmüş soğuk tereyağı
3 yemek kaşığı çok soğuk su

Garnitürü için:
30 gr. badem tozu
Kabuğu soyulmuş ve 8 dilime bölünmüş 2 şeftali
8 dilime bölünmüş 4 mürdüm eriği
1 paket şekerli vanilin
20 gram kadar tereyağı

Yapılışı:
Mikserde veya elle unu, şekeri, tuzu ve tereyağını karıştırın. hamur topaklanmaya başladığında 3 kaşık soğuk suyu ekleyelim. Hamurumuza top şeklinde form verip streç filme saralım ve 30 dakika buzdolabında dinlendirelim.





Fırını 180 dereceye ayarlayalım. 
Unlu tezgahta hamuru yaklaşık 30 cm çapında açalım. Fırın tepsisine yayacağımız fırın kağıdının üzerine aktaralım. Çatalla delikler açalım. 


Ortasına badem tozunu koyalım. Kenarlardan 5 cm. içerde olsun. Sonra soyduğumuz meyveleri sırtları hamura gelecek şekilde dizelim, üzerine vanilyayı ve 20 gr. tereyağını serpiştirelim.
Hamurun kenarlarını kıvırarak hafifçe toparlayalım, meyveleri çevrelemek için.

Yaklaşık 45 dakika pişirelim.










9 Temmuz 2011 Cumartesi

Gratine aux cerises et aux framboises

Vişneli ve frambuazlı gratin


Kelebeklerin üreme zamanı olsa gerek, sağımız solumuz kelebek bugünlerde. Kısa ömrüne rağmen tüm güzelliğiyle ortalıkta süzülen bu hayvancıklar sıcak Temmuz günlerinin esintisinde birkaç günlük ömürlerinin keyfini çıkarıyorlar daldan dala konarak. Bahçemizde açmaya başlayan lavantalara misafir oluyorlar, arılarla birlikte...


Bu tatlımın ilhamını Cordon Blue'den arkadaşım Shelley'nin en son blogunda denediği cobbler'den aldım aslında. Kendime göre uyarlamalar yaparak uyguladım. İlham için teşekkürler Shelley...
İngilizce bilenler için blogunu ekliyorum. Fotoğrafları bile yeter gerçi...
http://www.franishnonspeaker.com/




Hem hızlı hem de hiç mi hiç ağır değil...


Malzemeler şöyle:
250-300 gram kadar meyve - ben vişne ve frambuaz karışımı denedim.
75 gr. şeker
90 gr. badem tozu
2 yumurtanın akı
bir paket vanilya
40 gr. tereyağı
2 kaşık un
1 tutam tuz
isteğe bağlı olarak file badem




Fırına girmeye uygun kabımızı dilediğiniz meyvenin tazesi veya dondurulmuşu ile kaplayın. İçerdikleri yüksek oranda şeker nedeniyle üzüm, çilek, kavun, karpuz dışındaki hemen hemen tüm meyvelerle deneyebilirsiniz bu tatlıyı. Shelley şeftali ve yaban mersini karışımını uygulamıştı. Sonra 1 kaşık un serpin meyvelerin suyunu çeksin diye, ve terayağını ufak parçalar halinde serpiştirin meyvelerin üzerine.



2 yumurta akını 25 gr. şeker ve bir tutam tuz ile kıvamı sertleşmeye başlayıncaya kadar mikserleyin.
Fotoğraftaki kıvam biraz fazla, siz lütfen daha yumuşak kıvamda çırpınız...




Sonra bu karışıma unu, vanilyayı, badem tozunu ekleyin ve tahta kaşıkla bir hamur elde edin.
Bu hamuru da meyvelerin üzerine yayın. Ben bir de ilave olarak file badem serpiştirdim...Ne yapayım bademe bayılıyorum...
180 derecelik fırında 20 dakika pişirin.



Üzerine pudra şekeri ekerek servis edin. Kaşıklayın, tadını çıkarın...



İrmik hanım'ın Facebook grubunda geçenlerde yaptığım ankette vişne ikinci sırada idi. Bu seçimi yapan tatlıseverlere için olsun bu hafif ve leziz tatlı. 
İrmik Hanım'ın Fransız Tatlıları | Facebook


15 Haziran 2011 Çarşamba

Grissini - Galeta

Yazmaya başlıyordu pencereden giren rüzgara karşı konumlanmış eski masanın başında... Kafasında geçmişi sorguluyor, yepyeni kurgular kuruyor, büyük bir şevkle klavyenin harflerini tuşluyordu. Kelimeler aklında uçuşup cümlelerin dallarına birer birer oturuyor, gözden geçirmek üzere yeniden okuduğunda, okuduğundan hoşnut görünüyordu. Genç kadın, yazmayı konuşmaktan daha iyi yapıyordu. Yıllardır içine attığı ne dert varsa hepsini döküyordu satırlara...Bazen yazması son derece mahrem anlara girdiğini farkediyor ama yine de devam etmek istiyordu. Kendine sansür yapmayı daha samimiyetsiz buluyordu. Bu oydu ve onun kalemiydi.
Bazen de onu hayatta en çok hırpalayan anlara geliyordu yazmak. Kadın duraksamadan yazmaya devam ederse hıçkırıklara boğulacağını hissediyor ve anında uzaklaşıyordu bilgisayar ekranından. Elleri titriyor, üzülüyordu ve uzun bir süre de kendine gelemiyordu. Peki ama neden? Çünkü yeniden yaşıyordu olan biteni. Sanki o zor günler geri gelecekmiş gibi korkuyor, panik oluyordu. Oysaki paylaşmak istiyordu yaşananları. Her kadının, her anne adayının, her eşin ondan öğreneceği pek çok şey olabilirdi. Ama yazmaya gerçekten tutkuyla bağlı olan kadın bu sorumluluğu bir türlü üzerine alamıyordu. 
Uzaklara dalan gözleri ıslanıyor, bugünleri için şükrediyordu. Yazmalıydı, durmamalıydı. Parmaklarının ucundaki hayat satırları yazılmak için sırasını bekliyordu. Kafasını toparladığında ve hazır olduğunda...




Tamam İrmik hanım'ın fransız tatlıları blogumun ismi ama ben bugün bir ilk yaparak bir tuzlu tarifi paylaşacağım sizinle. Fransızların meşhur grissinisi bizim dilimizdeki adıyla galetayı.
Her midem kazındığında yakınımda kendi yaptığım galetalardan bulunsun diyorsanız işte tarifi.
Öyle sanıldığı kadar da zor değil üstelik...


Yaklaşık 400 gr. grissini için gerekli malzemeler,
400 gr. un
100 gr. kepek (kepeksiz isterseniz 500gr. un / dilerseniz tam buğday unu)
10 gr. şeker
15 gr. tuz
15 gr. yaş maya
25 gr. zeytinyağı
250 ml. su


Önce tüm kuru malzemeleri bie kapta karıştırın sonra maya ve suyu ilave edin. İster elle isterse mikserde hamur başlığıyla karıştırın. Bir kaç saat buzdolabında dinlendirin.
Fırın tepsisine dilediğiniz kalınlıkta fırın tepsisi boyunca açın ve dizin. Üzerlerine susam, haşhaş, anason, çörek otuyla süsleyin. Boylarını hesaplayıp eşit uzunlukta parçaları bıçakla işaretleyin. Dikkat!!! kesmeyin sadece belirgin şekilde işaretleyin. 200 derecede 15 dakika kadar pişirin. Belirlediğiniz yerlerden kırarak, servise hazır hale getirin.
Hava alamayan kavanozlarda bir haftaya kadar dayanacak olan galetalarınızı afiyetle tüketin.
Tatlı sevenlere bir tüyo: dilerseniz tuzun yerine şekeri koyup eritilmiş çikolataya uçlarını batırarak çikolatalı galetalar yapabilirsiniz...






Form tutkunlarına şiddetle önerilir...

14 Haziran 2011 Salı

İğde kokusu ve Parfait au citron

Parfait au citron (okunuşu:parfe o sitron)
Limonlu Parfe


Gençliğimin Ankara'sını daha yeşil ama daha kasvetli buldum son ziyaretimde. Sokakları o en sevdiğim iğde kokusu sarmıştı ama nüfusun hızla artışı ile ilgili olarak metrekareye düşen insan sayısı oldukça fazlaydı. Eskisehir yolu üzerindeki köhne arazilere plazaların dikildiğini görmek de hayli ilginçti. Ah o yolun bir dili olsa da konuşsa... Sabah akşam gitgit bitmezdi o mesafe, ama yolların genişlemesiyle eskiden 45 dakikada gidilen yol 6-7 dakikaya düşmüş artık. Bedenimizin küçüklüğünden midir bilinmez, yollar, binalar daha uzun daha büyük görünürdü eskiden. Şimdi ise hep ufak kalıyor. Büyüklük artık çağın gereği. Herşey mümkün olduğunca iri, uzun yada geniş... Manhattan'da da kendimi böcek gibi hissedişimde bundandı sanırım. 
Zamanda bir başka akıyor artık. Dakikalar günler birbirini kovalıyor. Ürettiklerimiz tükettiklerimizden çok daha az. İlişkiler de kopuk...Halbuki en son teknoloji ürünleri elimizin altında. Bir sanallıktır gidiyor. Zehirlenmeye devam ediyoruz hergün, yeniden. 
Bu aradan facebook sayfamdaki meyve anketime katılımlar için teşekkürler. Hiçbiriniz limon demediniz diye değil, artık sıcakların nihayet kendini hissettirdiği şu günlerde daha soğuk ve daha hafif bir lezzet sunmak istediğim içindir bu limonlu tarif. Benim tatlılardaki en vazgeçilmez malzememdir.


Limonlu Parfe 
Bu arada bir sonraki tarifim de yine parfe kadara nostaljik bir olacak sanırım: Frigo, sinemanın vazgeçilmez tatlısı.


Şimdi uygulaması kolay ve enfes tarifimize geçelim.
Ne idüğü belirsiz dondurmalara bir alternatif olsun.


200 ml. krema
1 poşet krem şanti
1 su bardağına yakın şeker
yarım su bardağı süt
1 liomun suyu ve kabuğu
1 paket vanilya
2 paket tart jöle (şart değil)
Beyaz pandispanya, petibör bisküvi veya hiçbiri




Yapılışı: 
Şeker ile kremayı çırpın, süt, şanti, vanilya, limon suyu ve kabuğu biraz daha çırpın.
En son kek veya bisküvi parçacıklarını atın. Ezmeden karışıtırın. Kalıba dökün ve buzdolabında biraz dinlendirin. Sonra mutlaka derin dondurcuya atın.Üzerine hafif sarı gıda boyası ile renklendireceğiniz tart jölesinden dökün veya hiç kullanmayın. Kalıptan çıkınca serviste zorlanırsanız moralinizi bozmayın tıpkı dondurma gibi kaşıkla kuplara koyup servis edin. İlla kalıp porsiyon olma zorunluluğu yok.

8 Mayıs 2011 Pazar

anneme - petits sables au citron

İçinden kopup geldiğim sihirli bedenin, beni ben yapan her değerde parmağı olduğunu bilmek bana hem güven veriyor hem de korkutuyor. Güven veriyor çünkü karakterini, nerde ne cevap alacağımı az çok kestirebildiğim bir insanın hayatımdaki varlığı beni güçlendiriyor, korkutuyor çünkü aynı izlenimleri kendi kızım üzerinde bırakmam gerekliliğini bildiğimden fazla hata yapmamaya gayret etmem gerekiyor.
Kazanılan değerleri bir miras gibi görüyorum. Annemden aldığımı kızıma başarıyla aktarmam gerekiyor. Bazı özellikler genetik orası tamam ama sonradan kazanılan beceri ve karakter özelliklerini ne kadar şekillendirebilir bir anne?
Elimden gelenin en iyisini yapmaya çabalıyorum ben de tüm anneler gibi. Ama bu hiç de göründüğü kadar kolay değil. 
Bu tarif canım annem için... Çocuklumuzda bize yaptığı sablelere benziyor. Kendisine tattırdığımda şekeri az olmuş, üzerine pudra şekeri serp dedi, öyle de yaptım...
Seni seviyorum annecim. Güzel yanaklarından öpüyor ve bana verdiğin ilham için sana şükranlarımı sunuyorum. umarım ben de senin kadar iyi bir anneyimdir...


Petits sables au citron (okunuşu=pöti sable o sitron, anlamı = limonlu ufak kurabiyeler)
Malzemeler:
1 limonun suyu ve kabuğu
250 gr. un
çeyrek paket kabartma tozu
110 gr. pudra şekeri
150 gr yumuşamış tereyağı
1 yumurta
60 gr. badem tozu
1 tutam tuz







Limon suyunu ve kabuğunu karıştırıp bir kenarda bekletelim.
Bir kapta unu, kabartma tozunu, badem tozunu, tuzu, pudra şekerini, en son tereyağını karıştıralım.
Mikserde veya elle iyice çalıştıralım hamuru.
Sonra yumurta ve limou ekleyelim.
Homojen bir hamur olana dek iyyice yoğuralım.
Önce top sonra da çapı 4-5 cm lik bir silindir haline getirelim.
Streç filme sarıp 1 saat kadar dolapta dinlendirelim.
Fırını 180 dereceye ayarlayalım.
Tepsiye yağlı fırın kağıdını serelim.
Silindirden bir cm.lik daireler keserek, tepsiye aralıklarla dizelim.
Yaklaşık 12 dakika pişirelim.
Soğuduktan sonra yiyelim.


Şekilli kalıp kullanmak isteyenler benim gibi çeşitli formlarda kesebilirler hamuru.


Kolay ve limonun tüm lezzetini hissedebileceğiniz bir tarif.


Şekerli sevenler pudra şekeri eleyebilirler üzerine....

5 Mayıs 2011 Perşembe

Parisli kurabiye

Dinmeyen yağmurların hüküm sürdüğü bahar sabahlarından birinde kızımla telaşla okul kapısından içeri giriyorduk, yağnura doyan toprakta yaşamaktan sıkılmış ve kendini can havliyle yollara vurmuş bir salyongoz çıktı önümüze...Hiç acelesi yoktu garibimin. Islak betonun üzerinde sanki nereye gideceğini biliyormuş gibi ağır ağır ilerliyordu arkasında salgısını bırakarak. 
Uzunca inceledik nasıl ilerlediğini. Nitekim vedalaştık ve ayrıldık ondan. Arabama geri dönerken hayvancık sadece 2 karış ileriye gitmişti... İleri adım atıyor bir yandan da karşıdan gelen bir veli ve bir öğrencinin adımlarını takip için sürekli arkama bakıyordum ki korktuğum oldu. Zavallı biçare salyangoz küçük kızın çizmesinin altında ezildi... Kabuğunu da terk ettiği için ezildiğini fark etmediler bile. Gayri ihtiyari bir ah çektim ve bir garip duyguyla ayrıldım okuldan. Şimdi diyeceksiniz ki neden anlattım ben bu anektodu?
İstemeden yokettiklerimizin altını çizmek için... Aslında çevremizdeki diğer hayatların farkındalıklarını daha fazla özümsememiz gerek yaşam boyu. Görmezlikten gelmemek, ayrıntılara dikkat edebilmek, küçük görünen aslında kocaman olan değerleri korumak için... Duyarlı olmak ne önemlidir insan oğlu için...
Herkes o sabah bizim gibi dikkatli olaydı bugün salyongoz kardeş yerine ulaşabilecekti, öyle ya!

Güzel bir çikolatalı kurabiye ( chocolate chips = çaklıt çips ) tarifi peşindeydim uzun zamandır. Bu işin en deneyimlilerinden biri olarak bildiğim amerikalılardır diye, arkadaşıma danışma hakkımı kullandım ve amerikalı arkadaşım Michelle'e danıştım internet üzerinden. Bana bir iki reçete önerdi. Ben de bu tariflerin oranlarını ve malzemelerini kendimce yorumlayarak aşağıdaki tarifi gerçekleştirdim. Sonuç tahminimden enfes oldu. Mesela tuzun çikolataya uyumunu bildiğimden ekledim tarifime...Bu şekilde bir amerikan klasiğini fransızlaştırmış oldum kendimce.
Tuz ve çikolatanın müthiş kombinasyonu! Kakao kadar koyu renk, ama içinde kakao yok(!), çok tatlı değil, çikolata parçacıklarıyla dolu ve ağızda eriyen bir lezzet oldu.


 


Gerekli malzemeler:
Yaklaşık 36 kurabiye için:
175 gr. un
yarım tatlı kaşığı kabartma tozu
150 gr. oda sıcaklığında tereyağı
120 gr. esmer şeker
50 gr. normal şeker
çeyrek tatlı kaşığı tuzu 
1 tatlı kaşığı vanilya ekstresi veya toz vanilin
150 gr. parça çikolata




Un, kakao, kabartma tozunu bir kaba eleyin.
Mikserde tereyağını kremalaştırın, İki tip şekeri, tuzu, vanilyayı ekle. 1-2 dakika çırpın. Hızını düşürüp unu ve parça çikolatayı ekleyin. 
Hamuru top ayırın ve ikiye ayırın.
Yaklaşık 4cm eninde iki uzun silindir yapın ve streç filme sararak, dolapta bir kaç saat bekletin.
Tabii ben pastanede tarifi 4-5 kat fazla yaptığım için daha fazla silindirim oluyor!





Sonrasında bir parmak eninde daireler kesin, ve fırın tepsisine dizerek 165 derecede 10 dakika pişirin.



Enfes kukiler hazır, mutfağı saran çikolata kokuları eşliğinde bir bardak kahve ile tadını çıkarın.

20 Nisan 2011 Çarşamba

Cupcake - Kapkek - Kaptakek

Cupcake: okunuşu kapkek, anlamı kaptakek...
Bu blogspotcuların başına gelen akibet canımı sıktı uzun süre, kabul ediyorum. Kim girebiliyor kim giremiyor anlamadım bir türlü. 
Günlük koşuşturmacaların arasında buradan birşeyler paylaşabilmenin anlamı büyük benim için. Uygulama mekanım kendi mutfağım değil belki ama üretmeye devam ediyorum. 
Dürüst olmam gerekirse bana birgün rengarenk cupcakeler yapacağımı hatta nasıl yapılacağına dair dersler vereceğimi söyleseler güler geçerdim sanırım. Fransız tatlısı olmamasından veya bir ara çok gündemde olmasından değil de, bu tatlıyı biraz küçümsediğimden sanırım. Ama vitrine her koyduğumda kafaların cama çarpması ve çocukları için evde yapmak isteyen pek çok annenin olması beni birden kapkek sempatizanı yaptı. Yapılışıda o kadar keyifli ve hoşki sanırım bu tatlıyı yapmaktan hiç usanmayacağım. Seyretmekten yiyemediklerimden...


İster kakaolu ister vanilyalı kek isterseniz dilediğiniz herhangi bir kek tarifinizin hamurunu hazırlayın.
Ufak kağıttan mafin kalıplarına dökerek pişirin. 180 derecede 15 dakika yetiyor. Kürdanla pişme kontrol yapın ve minik keklerinizi ızgara üzerinde soğumaya bırakın.
Üzerine yapılan uygulamanın adı frosting yani donmuş krema görüntüsü veren bir çalışma.
Bunun için 80 gr. yumuşamış tereyağını mikserde kremalaştırıp içinde yaklaşık 600 gram ince pudra şekerini yavaş yavaş ekleyip yağa yediriyorsunuz. Sonra da çorba kaşığıyla yaklaşık 7-8 kaşık süt ilave ediyorsunuz. Aroma olarak ben markette bulabileceğiniz buttercream vanilya kullanıyorum. Enfes kokuyor. Bundan da 2 tatlı kaşığı ilave edip, tabaklara bölüyor ve dilediğiniz renkte gıda boyasıyla reklendiriyorsunuz. Sıkma poşetiyle dilediğiniz bir krema başlığıyla veya en basitinden bir spatula yardımıyla öylesine sıvıyorsunuz bu kremayla kapkeklerinizi...


Neşeli kapkekler hazır...
Biraz uğraştırıcı ama sonuç şaşırtıcı güzel... Tam bir amerikan tatlısı. Gösterişli, asla mütevazı değil!


Pastalarda son hızla devam ediyor. Hergün bambaşka fikirleri pasta haline getirmeye çalışıyoruz ekibimle. Korkunç emek varmış da haberim yokmuş diyorum her üründe. Evde yapmak gibi olmuyor gerçek bir pastanede çalışmak. Zamanla yarışıyoruz ve bu heyecan bana çok yarıyor...Yorgunluk kaçınılmaz ama aldığım her teşekkürde sonsuz bir mutluluk sarıyor bedenimi...




Bu da şaşkın kedilerim... Kedileri seviyorum. Bu pastamı da çok sevdim dolayısıyla...