İrmik Hanım Urla'nın pastoral ortamında tatlı maceralarına devam ediyor...
28 Eylül 2010 Salı
Kazanan belli oldu
27 Eylül 2010 Pazartesi
50.tatlısever
10 Ağustos 2010 Salı
Badem Kremalı ve Karamelli Şeftali Dolması
Biliyorum aşağıdaki tarif bu sıcak günlerde uygulamak için size biraz hararetli gelecek. Ama soğutup servise hazır hale geldiğinde denediğiniz için çok memnun olacaksınız.
Ramazan ayı boyunca iftar için bir tatlı arıyorsanız ve de hafif birşeyler olsun diyorsanız yine doğru tarifi okuyorsunuz.
Benim için yaz mevsiminin en anlamlı meyvelerinden biri de şeftalidir. Tatlı olarak sunumu da bence hayli şık oldu... Hafif kremalı ve bol sulu. Şeftalinin yumuşaklığıyla başlayacak tat, yuttuğunuzda damağınızda badem lezzeti olarak iz bırakacak. Haberiniz olsun.

6 kişilik
Malzemeler:
6 iri sert şeftali
250 gram şeker
1 vanilya çubuğu
Badem Kreması
20 gram mısır nişastası
100 ml süt
1 yumurta
30 gram şeker
100 gram badem tozu
20 gram tereyağı
Karamel Sos
150 gram şeker
2 çorba kaşığı su
yarım limon suyu
Yapılışı:
Şeftalileri bütün olarak kaynayan suya atalım, 30 saniye pişirip ateşten alalım, buzlu su koyduğumuz bir kaba şeftalileri soğuk suya daldırın, bu işlemle kabuklarını daha rahat soyacaksınız. İkiye bölüp çekirdeklerini çıkaralım.
Bir tencerede 300 ml su, ikiye kesilmiş ve tohumları sıyrılmış vanilya tanecikleri ve 250 gram şekeri şurup olarak 3 dakika kaynatalım. Sonrasında şeftalileri ekleyip kısık ateşte 10 dakika pişirelim. Şurubun altını kapatalım ve bir kenara koyalım.
Kremanın yapılışı:
Bir kasede nişastayı sütle çözelim. Ufak bir tencerede yumurtayı omlet yapar gibi çırpalım ve üzerine badem tozunu, şekeri ve sütlü nişasta karışımını ekleyelim. Kısık ateşte kremalaşana kadar pişirelim. Kaynadığı anda tereyağını ekleyelim ve karıştıralım.
Karamel sosu:
Bir tencerede su ve şekeri kaynatalım. Şeker sarardığı an ateşten alıp limon suyunu ekleyelim.
Servis tabağına aldığımız ortası oyuk şeftalilerimizin içini önce badem kremasıyla dolduralım, üzerine karamel sosu döküp soğumaya bırakalım.
Dilerseniz yanında bir top vanilyalı dondurma ile servis edin.
Bereketli ama en önemlisi huzur dolu, ağız tadıyla dolu bir ay diliyorum.
15 Temmuz 2010 Perşembe
Tatil kurabiyesi
12 Haziran 2010 Cumartesi
Çilekli Turta
Sevgilisinden beklediği tüm ilgi ve alakayı gösteren bu adam, o sisli sabahta genç kadını pek şaşırtmıştı. Böylesi bir hadiseden sonra onun tarafından aranılmayı beklemiyordu. Sevgilisinin evine gitti aceleyle. Merakla çaldı kapısını, kimse açmadı uzun süre. Nihayet açılan kapıya uykulu bir adam çıktı ve ‘günaydın bebek, hayırdır?’ diye sordu. Çok kızan genç kadın ‘sen ne diyorsun yahu! hissetmedin mi depremi?’’
‘‘yoooo, ne zaman, çok içmişim sızmışım da ben!’’ genç kadın sinirlenmişti ve kırgındı...Bu adamda da aradığı güveni bulamamıştı.
Yıllar sonra o deprem sabahı arayan iş arkadaşıyla hayatını birleştiren kadına sevgili eşinden bir itiraf geldi.
‘’Deprem olduğu gece telefonda sana aşkımı ilan edecektim ama sesin o kadar kibar ve sakindi ki konuşmaya cesaret edemedim, heyacanlandım, o gece sana birşey olsaydı bu cesaretsizliğimden ötürü kendimi asla affetmezdim, arayan o yanlış numara bendim.’’
ÇİLEKLİ TURTA
8 kişilik
Dinlendirme: 30 dak. Pişirme: 45 dak.
Malzemeler:
Turta hamuru için:
270 gram un
Dolu dolu 3 çorba kaşığı şeker
1 tutam tuz
Küçük parçalar halinde 150 gram tereyağı
3 çorba kaşığı buzlu su
150 gram kadar kuru baklagil
Garnitürü için:
600 gram çilek
100 gram acıbadem kurabiyesi
100 ml krema
1 yumurta
50 gram pudra şekeri
1 paket çilekli jöle
26 cm.lik turta kalıbını yağlayıp, unlayalım.
Turta hamurunu hazırlayalım.
Bu sırada turta hamurunun üzerine koyacağımız garnitürü hazırlayalım. Orjinalinde makaron kullanılan bu tatlıda ben bulunması daha kolay olduğundan acıbadem kurabiyesi kullandım. 100 gram kurabiyeyi robottan geçirip toz haline getirelim. Bir kaseye koyup, kremayı, yumurtayı, şekeri ekleyelim ve yumuşak bir karışım haline gelene dek çırpalım.
Fırını 175 dereceye ayarlayalım. Unladığımız çalışma tezgahında hamuru yaklaşık 30 cm. çapında açalım. Kalıbımıza yayalım ve çatalla bir kaç yerinden delelim. Fırın kağıdını turta kalıbını kaplayacak şekilde kesip kağıdın üzerini mercimek veya nohutla kaplayalım. bunu yapmamızın nedeni hamurun içi boşken pişirilirken kabarmasını engellemek.
Yaklaşık 30 dakika fırınlayalım. Fırından çıkınca kağıdı ve bakliyatı alalım.
Mis kokulu bu harika turtaya farklılık veren acıbademin yumuşak dokusuna çilek kokulu jöle ve diri çilek tadı eşlik ediyor. Bu turta hamurunu başka meyvelerle de deneyebilirsiniz.
Gözlere ve damaklara lezzet baskını...8 Haziran 2010 Salı
Yağmur ve vanilya kokan loş evler
Sizinle geçen ay paylaşmıştım Fraisier tatlısını. Blogumun adından da anlaşılacağı üzere bir irmiksever olarak bir de irmikle denedim dün. Gerçek Fraisier'e göre çok daha pratik bulduğum için sizlerle paylaşmak istedim bu tarifimi. İrmikli sütlü tatlı sevenler için bence harika bir alternatif.
1 kilo süt
5 çorba kaşığı irmik
8 çorba kaşığı şeker
500 gram çilek
125 gram tereyağı
2 yaprak jelatin (lütfen jelatini nerden bulacağım şimdi demeyin, artık büyük marketlerde hazır pudinglerin, poşet vanilyaların yanında ince uzun poşette paketli jelatinleri bulabilirsiniz.
Meşhur jelatinleri ortadan ikiye kırıp bir kase içinde, soğuk suda yumuşamaya bırakalım. Kullandığımız bu jelatinin baika bir alternatif malzemesi yoktur. Jelatin muhallebinin kıvamının koyulmasına, dolapta bekletilen tatlının kolay donmasına ve sonuç olarak daha rahat dilimlenmesine yardımcı olur...
Bir kilo süte irmik ve şekeri koyup bildiğiniz usul kaynayıncaya kadar karıştırın. Kaynayınca altını kapatın ve içine tereyağını, suyu avuç içinde sıkılmış, Defne'nin tabiriyle deniz anası gibi yumuşamış jelatinleri, vanilyayı karıştırın ve soğumaya bırakın.
27 Mayıs 2010 Perşembe
Clafoutis
Bunlar sonrasındaki denemelerimin fotoğrafları, teknikleri sıkı sıkıya uygulayınca başarmak mümkün.
18 Mayıs 2010 Salı
Yoğurtlu ve yeşil limonlu kek
14 Mayıs 2010 Cuma
Vişneli Gateau Basque
4 Mayıs 2010 Salı
Havuçlu Kek
İtalya'da Venedik'in kenar mahallelerinden birinde, bir cafe-barda, espressolarımızı içiyorduk. İçeri giren müşterileden biri, barmene ''due caffee, uno sospeso'' (iki kahve, biri askıda) dedi, iki kahve parası verdi, bir kahve içip gitti. Barmende duvar üzerinde asılı duran çiviye bir küçük kağıt astı. Biraz sonra içeri iki kişi girdi. Onlar da ''trio caffee, uno sospeso'' (üç kahve, biri askıda) dediler. Üç kahve parası verdiler ve iki kahve içtikten sonra gittiler. Barmen ''askı''ya yine küçük bir kağıt astı. Bunun gün boyu böyle sürdüğü anlaşılıyordu.Bir süre sonra kahveye, üstü başı biraz eski-püskü, belli ki yoksul bir kişi girdi ve barmene ''uno caffee sospeso'' (askıdan bir kahve) dedi. Barmen hemen bir kahve hazırladı ve yeni müşterinin önüne koydu. Yoksul kişi kahvesini içtikten sonra para ödemeden çıktı, gitti. Barmen ise duvardaki askıya taktığı kağıtlardan birini kopardı, yırtıp çöp kutusuna attı.
Askıda Atölye projesi kapsamında Santral İstanbul'un broşüründe dikkatimi çeken bu hikayeyi paylaşmak istedim sizinle.
Çevremizde çoğu zaman görmezden geldiğimiz, yoksul insanlara yardımın bundan hoş bir metodu olamaz diye düşünüyorum. Keşke her alanda aynı tip yardımlarla onlara katkıda bulunabilsek.
Şimdi havuç ayları...Mayıs,Haziran, Temmuz aylarında yılın en güzel havuçlarını yiyeceğiz. Barbunyamıza koyacağız, salatasını yapacağız. Hadi gelin bu A ve C vitamini yönünden zengin lif kaynağı ile fransız mutfağında gelenekselleşmiş bir kek yapalım. Çocuklar için de sevilen bir tarif olabilir.
Havuçlu Kek
115 gram tereyağı (1 yemek kaşığı kadar fındık yağı da eklenebilir)
250 gram şeker
1 tutam tuz
5 büyük yumurta
225 gram soyulmuş kavrulmuş badem
90 gram un
50 gram ince rendelenmiş havuç
Fırınımızı 160 dereceye ayarlayalım.
23cm çapında iki çemberi yağlayalım. Fırın tepsimize yağlı kağıt serelim ve iki çemberi tepsiye yerleştirelim. Kağıdı da hafifçe yağlayalım.
Oda sıcaklığında tereyağını şekeri tuzu mikserde iyice çırpalım.
Bademi fırında kokusu çıkıncaya kadar kavuralım.
Bence yeryüzünde bu kokudan daha güzeli yok. Tüm evi sarar badem kokusu, koyduğunuz tatlıya da apayrı bir lezzet verir. Fırından alınca öğütücüden geçirelim ama fazla pudra gibi olmasın. Unla karıştıralım.
Yurmurtaları iyice köpürünceye kadar çırpalım.. Unlu bademi, yağlı karışımı, havucu nazikçe karıştıralım. Ben bu basamakta oryantal içgüdülerime karşı koyamadım ve iki tutam tarçını ekleyiverdim...
Çemberlere paylaştıralım. Kürdan ortasına batırıldığında temiz olarak çıkınca pişmiş demektir. Yaklaşık 40 dakika.
Dekoru için ben, evde hazırladığım fondanı mikrodalgada eriterek fırça ile sürüp bol pudra şekeri ile süsledim. Kekin ortasına da julyen tabir edilen şekilde yani dikine kesitler aldığım havuçtan koydum. Ilık olarak servis etmenizi öneririm.
Şimdi nerden bulucam ben çember kalıbı diyenler, evdeki herhangi bir kalıpla da deneyebilirler tabiki.
O anlamda bu tarifin bir güzel yanı, klasik keklerdeki yüksekliğin olmaması, aynı malzeme ile iki kekin birarada yapılabilmesi. Böylece birini ev halkıyla, diğerini arkadaşlarınız, komşularınız veya akrabalarınızla paylaşabilirsiniz. Hem de porsiyonunuzu yarıya indirmiş olursunuz. Kimbilir belki de ''askıda pasta'' fikriyle kekinizi çevrede yaşayan yoksul bir aile ile paylaşırsınız. Her haliyle ''paylaşmak güzeldir'' öyle değil mi?