7 Mart 2014 Cuma

Devil's Food Cake - İrmik Hanım'ın 4.doğumgünü

Şeytanın ismini bu keke veren Amerikalılar, içindeki çikolatanın yoğun ve ağır tadına yenik düşmeyi şeytani bir olay olarak görmüşler. Şeytana uyarak, yememenin imkansız olduğu bu lezzetli kekin karşılığı hafifliği ile ünlü Angel Cake yani Melek Keki.
Şeytana uyarak hep kek yesek keşke. 
Çünkü Türkiye'de her yıl en az 500 kadın şeytana uyan kimseler tarafından katledilmektedir. Sadece 2013 yılının ilk dokuz ayında 842 kadın cinayeti işlenmiş. Üstelik yapılan bu istatistikler gerçek rakamların yarısını ortaya koyabiliyor. Şiddet gören mağdur kadınların yüzde 40'ının korktukları için şikayetçi olmadıkları tahmin ediliyor. 
Yine bir 8 Mart… Bu yüzden yazdım bunları. Münevver'i hatırlatmak istedim. Ayşe Paşalı'yı, Arzu Odabaş'ı, Saliha Erdem'i… ve nicelerini.
Kadını korumayan devlet yapısının sonucunda durum giderek daha vahim bir hal alıyor. Cinnet geçiren, namus temizleyen erkeklerle dolu bu memleket. Kadınlar ise hep kurban…
Can veren anaların sonu bu olmamalı, hiç kadın cinayeti olmadan geçecek yıllar diliyorum, şiddete hayır diyorum, sevgiye evet, saygıya evet.
İrmik hanım'ın doğumgünü bugün. 4 yılı geride bıraktık hep birlikte. 
Acı tatlı günlerde hüzüne, kızgınlığa inat tatlılar yaptık. En azından ben yaptım sizler izlediniz. 

Hepinize teşekkür ederim beni yalnız bırakmadığınız için. Bu gökkuşağı size hediyem olsun...
Bu harika kekide mutlaka deneyin. Çikolata canavarları, hele de siz…

Devil's Food Cupcake
Bu keki pandispanya tadında pişirebileceğiniz gibi, kapkek şeklinde de hazırlayabilirsiniz.
Tek tavsiyem malzemeleri önceden hazırlamanız. Tartın, kırın, ölçün hepsini hazır edin. Size de o şekilde veriyorum tarifi, adım adım…
Önce 60 gram kakaoyu yine 60 gr sıcak suda çözün ve bir kapta bekletin.
Başka bir kaseye 390 gram unu eleyin, üzerine birer tatlı kaşığı kabartma tozu ve karbonatı ve tuzu ekleyin.
Burda fırınıısıtabilirsiniz. 160 dereceye.
230 gram tereyağını eritin hafifçe, mikserle çırpın ağır ağır ve  350 gram şekeri ekleyin. 4 dakika kadar çırpın..Tek tek 4 yumurtayı ekleyin. Yedirerek tek tek.
Sonra 1 tatlı kaşığı vanilya ekleyin bu karışıma.

Şimdi diğerleriyle birleştirelim. Yumurtalı karışıma önce kakaoyu, sonra unlu karışımı ekleyin. En son 200 gram kremayı katın. Spatula yardımıyla yavaş yavaş karışıtırın. Unlar yokoluncaya dek. Ben burda birazda beyaz çikolata parçalayıp ekledim. Kızımın isteğiydi...



Kapkek kalıplarına kağıtları yerleştirin. Varsa bir dondurma kaşığıyla birer parmak eksiğine dek doldurun.


Yaklaşık 16 dakika fırınlayın. Ortasına kürdan testi yapın muhakkak. Fırından çıktıktan sonrada pişmeye devam edeceğini unutmayın. Kekleriniz kurumasın.

Süsleme için ben 200 gr. soğuk kremayı 5 dakika kadar çırparak şanti kıvamına getirdim ve erittiğim 200 gr bitter belçika çikolatasını ekledim ve şeytana uyup bir koca kaşıkta nutella ilave ettim.




Dilerseniz sıkma torbası yardımıyla dilerseniz bir bıçakla kapkekleri kremelandırabilirsiniz.
Kapkeklerin tamamen soğudundan emin olmanız yeterli.


Bu tariften yaklaşık 24 tane kapkek çıkıyor.
Ağzı sıkı bir kapta ve buzdolabında 3 gün tazeliğini koruyacak olan bu kekleri oda sıcaklığında servis ediniz.
Kapkek kağıtlarım Tantitoni'den. Country sitilinde, görünce bayıldım.

Tüm fotoğraflarımı instagramdan da takip edebilirsiniz. 
Adım irmikhanimm...









28 Şubat 2014 Cuma

Confiture de Fraise - Çilek Reçeli

Hani bazı yollar vardır, gitmek için gün sayarsınız, gittiğinizde yeniden gitmenin hayalini kurarsınız. Öylesine pastoral bir yol ki Urla Alaçatı arasındaki eski yol! Öbek öbek beyaz papatyalar arasına atılmış gelinciklerle sarılımıştı yolun kenarı.  Sahi biraz erken açmadı mı bu gelincikler? 
Yolun tüm güzelliği sardı sarmaladı beni, haber kirliliğinden hayli etkilenmiş olan bünyeme biraz olsun iyi geldi. Düşündüm tabii yeniden, bu canım topraklar ne zaman huzur bulacak diye? 







































Alaçatı beni kuş cıvıltıları ile karşıladı. Yaz zamanlarının karmaşasının yerine şu aralar dingin bir huzur var çünkü. Kalabalık yok, sessizlik hakim. Hacımemiş mahallesinin sakinleri ile tanıştım. Göz Oda butik otelin kurucusu Gözde ve Pasta Pasta makarna restoranın sahibi Mehtap hanım. 

Göz Oda çok şirin bir mekan. Alaçatı'nın kendine has dokusu üzerine, hünerli mimar dokunuşu ile rüye gibi bir otel kurmuş Gözde. Haftasonları kahvaltı, saat 3ten sonra da mangalda sucuk şöleni var mekanda.
Elim boş gitmek istemedim, portakallı tartoletler götürdüm ben de… Sanki yolda gelinciklerle karşılaşacağım içime doğmuş…


Bugün size ev yapımı bir reçel tarifi vereceğim. Hem de dondurulmuş meyve ile. Marketten aldıklarımızın içindeki koruyucu maddeleri içermediği ve en azından ev yapımı olduğu için tercih ediyorum. Minik yeğenim nil gibi kızım Defne'de pek sevdi bu reçeli...
Malzemeler:
500 gr çilek
300 gr frambuaz
550 gr şeker
30 ml limon suyu(bir orta boy limon)
300 ml su
4-5 karabiber tanesi

Büyük bir tencerede suyu ve şekeri kaynatıyoruz. Üzerinde iri iri köpükler oluşana dek…
Bu sırada bir kasede meyveleri limon suyuyla ve ezdiğimiz karabiber taneleriyle karıştırıyoruz. Biber meyvelerin asidini enfes dengeliyor.
İri köpüklenme başlayınca meyveleri alalım tencereye.


Sonra meyveleri atalım tencereye... 
Ve kaynamaya bırakalım...


Arada üzerinde oluşan pembe köpükleri kaşıkla toplayalım. Parlak bir reçel istiyorsak bu işlemi uygulamalıyız. Havaya karışan mis kokuyu ciğerlerimize çekelim...



105 dereceye gelinceye kadar pişirelim. Termometreniz yoksa ben zaman tuttum orta hararetli ateşte tam yarım saate tekabül ediyor. 


Küçük kavanozlara şişeyi tamamen dolduracak şekilde boşaltalım reçelimizi...


Sonra kapaklarını kapatıp buzlu su dolu bir kaba ters çevirelim. Bu şekilde kapakları mühürlemiş ve pastorizasyon işlemini yapmış olursunuz. Yani şişe içinde artık mikrop üremez . Bu da Cordon Bleu'de öğrendiğim bir bilgi. Reçelciler çoktan biliyordur ya!
Tabi ki mevsiminde tazesiyle çok daha enfes olacaktır. Ama dondurulumuş meyvelerde bu anlamda kullanılabilir.
Tereyağı ve kızarmış ekmekle muhteşem bir trio, afiyet olsun tatlıseverler...







13 Ocak 2014 Pazartesi

Pavlova

Günler günleri kovalıyor, zaman sanki bir başka hızda akıyordu. Dışarda köpekler havlıyordu ve sis kaplamıştı gökyüzünü. Antika pazarından aldığı güneş gözlüğünü kullanmak için uygun birgün değildi. Giyindi. Kedilerini besledi sessizce. Pantolonun paçalarını tüy içinde bırakmışlardı birkaç dakika içinde. Görüşmeye bu şekilde gidemezdi. Ama temizlemekte istemedi. Ben buyum dedi. Kedi sevdalısı. Ve kedilerinin teşekkürü paçalarında arabasına bindi. Camını araladı, radyoyu açtı. Derin bir nefes aldı. Sisleri yara yara ilerlerken yeniden düşündü. Sıcak çay hayal etti, ve sonra kendini, tuvalinin başında… Şimdi nasıl yapacaktı yeniden 9-5 çalışmayı. Ne kadar basit bir hayat istiyordu oysa ki! Görüşmemeyi tercih etti. Hayallerini ertelemedi. Evine, kedilerine döndü. Beş kuruşa yazdığı sanat dergisine, tuvallerine ve çevirilerine…
Dışarda köpekler havlıyordu, elinde bir fincan çay vardı…

Mutluluğu basit zevklerde arayın, basit bir hayat yaşayın, basit düşünün  

Evet, İrmik hanım'dan yine hafif, glutensiz, kolay bir tarif…
Görüntüsü enfes!
Biliyorum çilek zamansız ama bazen kızımın itirazlarına karşı gelemiyorum ne yapayım?…


“Pavlova” ismi ünlü Rus balerin Anna Matveyevna Pavlova’dan geliyormuş.
 


Zamanının en önemli balerinlerinden biri sayılan Anna Matveyevna Pavlova, 1926 yılında Yeni Zelanda ve Avustralya turnesine çıkmış. Bu ziyaret Yeni Zelanda’da ‘yılın olayı’ sayılırmış. Rivayete gore, “Dansetmiyor, adeta uçuyor… ” denilen Pavlova’nın şerefine kaldığı otelin şefi bir tatlı hazırlamak istemiş. Balerinin bembeyaz tütüsünden etkilenen şef, bir balerin kadar hafif, kırılgan, narin bir tatlı yapmaya karar vermiş. 

Tütünün ana şeklini, tatlının ‘Fransız Bezesi’ne benzeyen tabanı oluşturur. Üzerindeki krem şanti katı ise tütünün üzerini kaplayan ince kumaşı temsil eder.

Gerekli Malzemeler
4 yumurtanın akı
225 gram pdra şekeri
1 kaşık nişasta
1 kaşık üzüm sirkesi
bir çay kaşığı vanilya

200 gr. krema
20 gr. pudra şekeri
Çilek

Yapılışı ise şöyle;
Fırını 180 dereceye ısıtın...
4 yumurtanın akını mikserle köpürtün, ara ara pudra şekerinden ilave edin.


İyice sıkı kıvam alınca nişastayı ve sirkeyi ekleyin. Kısacık karıştırın yeniden. Kaşıktan akmaz kıvama gelinceye dek çırpın.



Yağlı kağıt serili fırın tepsisine bir spatula yardımıyla 18-20 cm civarı bir çember şeklinde akları yayın.
Kalınlığıda 2 parmak kadar olsun.

Fırını 120 dereceye düşürün ve yaklaşık1 buçuk saat pişirin.
Vaktiniz var ise fırını kapatın ve bir gece fırın içinde bekletin.

Servis öncesi, soğutulmuş kremayı mikserle şanti kıvamına getirin.

Bezenin üzerine yayın, en üstüne de çilekleri dilediğiniz gibi dizin. Pudra şekeri eleyip dilim dilim servis edin.








5 Ocak 2014 Pazar

Krem Karamel

2014'e girerken içimde taşıdığım umutların köpürdüğünü hissettim. Her ne kadar bazı acı haberler de alsam daha ilk günlerinde bu yılın, hayatın anlamsız karmaşasından uzaklaşmanın mümkün olmadığını anladım. Ama umut başka birşey... 
Hedefim olan diplomayı aldım ve artık bir pasta şefiyim. Kendimle mi, başından beri beni destekleyen eşimle mi, tüm düzeni emanet ettiğim anne babamla mı, hasretimle yanıp tutuşan balyanak kızımla mı gurur duyayım şaşırdım. Ama sonunda başardım. 

Bu sefer Paris'te yaşayan kardeşimin evinde kalma şansım oldu. Biricik yeğenimle de hasret giderdim biraz. Her ne kadar miniğimi 3 gün üst üste göremeyeceğim kadar yoğun bir kurs olsa da onlarla olmak ayrıca harikaydı.
Öğrendiklerim sadece bir dosya dolusu tarif gibi görünebilir. Ama hakikaten tecrübeli şeflerimden detaylarını öğrendiğim çikolata ve şekerden ne kadar haz aldığımı anlatmam imkansız. Le Cordon Bleu gerçek bir okul ve her dakikasından ayrı birşey öğreniyorsunuz. Yoğun kurslar zaman açısından daha pratik gibi görünse de gerçekten yoğun bir program olduğundan güçlü bir bünye ve sağlam bir sinir sistemi şart. Sabahların saat 8'den önce ağarmadığı Paris'te, okula karanlıkta girip karanlıkta çıktığımız günlerin sayısı hiç de az değildi doğrusu.
Yeni dostlar edindim, yeni insanlarla tanıştım. Paris'te dolaştım. Kafamı toparladım.

İşte okuldan birkaç demo fotoğrafı. Şeflerin eseri...







Tüm hızımla kavuştuğum ve bir heyecanla kutladığımız yeni yılın ardından yeniden sizlerleyim.
Yepyeni projeler ve girişimler var sırada kısmetse...


Krem Karamel kızımın favorisi. Sizlerle de paylaşıyorum bu pratik tarifi...

KREM KARAMEL
Yarım kilo süt
6 yumurta veya 5 büyük boy yumurta
1 bardak toz şeker
yarım paket vanilya

Yapılışı:
1 bardak şekerin üzerinden 3 çorba kaşığını alın, bir minik sos kabında bir fincan su ile karamel hazırlayın. Şeker koyuca, pekmeze yakın renk alınca hazır demektir.

Kaselerin içini hafifçe ıslatın ve diplerine hazırladığımız karamelden bir kaşık alıp yayın.



Yumurtaları bir kaseye alın ve bir çırpıcı ile şekeri karıştırın, sütü ve vanilyayı da ekleyin. Şeker eriyinceye dek karıştırmaya devam edin. Mikser kullanmayın, yumurtaların köpürmesini istemiyoruz.




















Kaseleri bir borcamın ya da tepsinin içine dizin, yarısını geçene dek sıcak su ile doldurun. 
İçlerini yumurtalı karışım ile doldurun.
Önceden 180 dereceye ısıtılmış fırında 35 dakika kadar fırınlayın. 
Fırından aldıktan sonra suyun içinde soğumasını bekleyin.



Servisten önce düz bir tatlı tabağına ters çevirin.



Facebook'ta irmik hanım'ın tatlıları grubundan veya instagramda irmikhanimm olarak beni takip etmeye devam edebilirsiniz.


Hepinize harika bir yıl diliyorum sevgili tatlıseverler...