23 Mart 2010 Salı

Çikolatalı Florentines

Genç adam yeni bindiği otobüsün içinde kendine bir yer bulmaya çalışıyordu. Taksim'e az kalmıştı, gün sıcaktı. Arkalara doğru ilerlerken, otobüs direklerinden birine tutunmuş giden siyah saçlı kızı farketti. Kız camdan dışarı bakıyordu. Işıl ışıl, dümdüz simsiyah saçları vardı. Bir tutam saç diyip geçmeyin. Genç adam orda kilitli kaldı. Ne kadar kilitli kaldı bilemeden, yüzünü bir türlü göremediği genç kız, bir anda duran otobüsten inmek için kapıya doğru ilerledi. İnmesine daha dört durak olan adamda peşinden, hiç düşünmeden. Siyah saçlı orta boylu genç kız önde, uzun boylu yakışıklı genç adam arkada ilerlediler yolda. Daldılar İstiklal caddesinin kalabalığına. Genç kız para çekmek için bir ATMde durduğunda genç adam ''işte şimdi tam zamanı'' diye düşündü. Kart bilgilerini giren genç kızın arkasından olanca dikkatiyle kızın adını okumak için çabalıyordu ekrandan genç adam. Gördü de. İşlemini tamamlayan genç kız yüzünü kendisine ilk döndüğü anda da ''Afedersiniz Necla hanım'' dedi. Genç kız daha önce karşılaşsa kesinlikle unutamayacağı bu hoş adama merhaba demek için tereddüt etti, afalladı. Genç adam yaptığı oyunu ve son 25 dakikayı özetledi tüm dürüstlüğüyle. ''Tüm isteğim sizinle bir kahve içmek'' dedi. Anlatılanlardan etkilenen ve belli etmese de çok hoşlanan genç kız, yetişmek durumunda olduğu italyanca kursundan bahsetti nazik ve güzel sesiyle, ama çıkış saatinde İtalyan Kültür'ün önünde buluşabileceklerini söyledi. Genç adam geçen 2 saat boyunca, bir kere bile ''ben burda ne yapıyorum'' demeden, yapacağı herşeyi erteledi ve o sıcak günün akşamüstünde bu iki genç insan ertesi günü ve daha ertesi günü bir fincan kahvenin çevresinde aşık oldular birbirlerine. Koyu siyah saçların peşinde büyülü bir yürüyüş ile başlayan bu aşk bugün hala aramızda ve ne şanslıyım ki onlarda benim dostlarım. Bu tatlım da onlar için olsun.


Şimdilerde marketlerin kuruyemiş reyonlarında daha fazla meyve şekerlemesi görüyoruz. Kivi, ananas, muz, mango, kiraz... Sizinle bu meyvelerin ve bademin başrollerini oynadığı bir çay-kahve yanı tatlısı olan Florentines (fılorentin diye okunur) tarifini paylaşacağım. Sonunda da erimiş çikolataya bandırırak daha da lezzetlendiriyoruz tatlımızı. İçerdiği yulaf ezmesi bakımından da daha sağlıklı...



FLORENTİNES

Malzemeler:
50 gr. bal
70 gr. tereyağı
150 gr. şeker
150 gr. krema
100 gr. soyulmuş çiğ badem
100 gr. şekerleme meyve
50 gr. kuru üzüm
2 yemek kaşığı çamfıstığı
50 gr. un
100 gr. sade yulaf ezmesi
50 gr. çikolata

Yapılışı:
Ufak bir tencerede bal, şeker, tereyağı, kremayı karıştırın ve kaynatın. 5 dakika orta ateşte tahta kaşıkla karıştırarak pişirmeye devam edin. Sonra ateşten alın ve tüm meyveleri, yulafı, unu ekleyin ve karışımın soğumaya bırakın.
Fırınınızı 180 dereceye ayarlayın.
Tartolet kalıplarına karışımı kaşıkla koyun ve üzerini düzleyin. Tartolet kalıbınız yoksa, fırın kağıdı ile kaplanmış tepsiye kaşıkla da dilediğiniz boyda dökebilirsiniz.
Yaklaşık 10 dakika fırınlayın, ılınınca kalıptan çıkarın.
Dilediğiniz bir çeşit çikolatanın -sütlü veya bitter, 50 gramını benmari usulü veya mikrodalgada eritin ve bir fırça yardımı ile soğumuş florentinlerin alt tarafına sürün. Sizde benim gibi çocuklarla pişirmeyi sevenlerdenseniz, lütfen fırçayı çocuğunuza verin...
Afiyetle yiyin.

3 yorum:

Ender Yasenin dedi ki...

leziiiiiz :)

zencefil dedi ki...

ımmmm harika görünüyor. tarif için teşekkürler))

Necla dedi ki...

Çikolatalı Florentine tarifi çok ama çok güzel, keşke benim şu anda hissettimlerimin de bir tarifi olsa ama yok :) İrmik Hanım bir tanesiniz.

Hala rüyalarımda Gateau Basque sayıklıyorum. Dünya üzerinde böyle lezzetli ve bu kadar sağlıklı bir tatlı olduğunu öğrettiğin için ve bu güzel yazı için çok ama çok teşekkürler..

Siyah Saçlı O Kız..